11 Eylül 2017 Pazartesi

ve gidişler en güzelinden
karanlık boşuklarda dönüyorum bir başıma 
bir müzik çalınıyor derken
bulutlar yüklüyor ruhumun acıyan taraflarını
akıtsam gözlerimden
şehirler ıslanır
korkarım
korkarım dudaklara düşmekten 
damla damla

dalgalar ruhuma çarpıyor sonra
bir gece yarısı gibi
sabah da oldu olacak derken
sahi
ne ara deli ve taşkın oldular böyle
ruhumu bıraksam denize
hangi kıyılara vurur
hangi sandallarda sabahlar
şöyle uzatıp ayaklarını 
keyifle
bilmediğim ülkelerde sensiz
korkarım

bırakmasaydın bu gece
nasıl olurduk gökyüzünde
bulutlar çekilip, yerini alır mıydı güneş
yürekler yangın yeri
kül olmaya az kala
insan olduğumuzdan mütevellit
kalkıyoruz inatla
acıyan yanlarımızı topluyoruz sabah yatağımızdan
sahi
güneş olabildiğine yakarken bedenimi
sendeki göçmen kuşlar gitti mi bir bir
kim bilir hangi yazlara dönerler bensiz

yazık
oysa ben kiraz dallarında
oysa ben sımsıcacık günlere 
oysa ben üzüm bağlarında yalınayak
oysa ben çocuk kadın ile elele
ne kadar da istemiştim
çırılçıplak
kulağına
şarkılar fısıldamayı

bir yaz sabaha karşı
denize karşı
dalgaların sert vuruşlarına aldırmadan
olabildiğine ben
olabildiğine kadın yanımla

ve ben seni bir sabaha karşı
değil ki bir, defalarca
yine öpmek istemiştim
en şapşal kadınla

çırılçıplak bedenime
kokunu
tenini sarıyorum

o kadar senim ki

ve şimdi ben bir güz günü sabaha karşı
dalgaların köpüğünde
en tutkulu öpüşmeler için
şarkılar fısıldıyorum

dizelerimde
yazdan kalma anılarla

not:  https://www.youtube.com/watch?v=gnVTrT8aWdk  dinlerken okunması icap eder.


değişik olmak adlı çalışma
değişik olmakla gurur duydum hep
sahi gençliğimde de olabildiğine tuhaf ve değişiktim
insanların davranışlarına anlamlar yüklemekte
insanlar gençliğinin en tatlı ahmaklıklarında deli koşarken,
kucak dolusu kitaplarla yalnızlık yaşamakta
ve sadece hissettiklerimi yazmakta.
ve ben hep değişik bir kadın olarak
var olacağım
var olabildiğimce.



4 Eylül 2017 Pazartesi

Sen  olmasaydın misal, bir başkası olsaydı da yaşardım. Yaşayası vardı asi ruhumun yeniden yazmak için. Ben ki dört nala koşan yalanlardayım. Ya sen? Bak ben kendime bile bir kere doğruyu hiç söylemedim ki. Aldım kalemi elime, mürekkep akıyor, akıyor yaşanılan yitirilmişlikler ucundan. Ve son damla. Kimse benim kadar sessiz bağıramazdı, biliyorum bilmezsin. Anlamak için çırılçıplak bırakmalısın ruhunu. Haydi toparlan gitme vakti. Kalemimle sana saygılar sunuyoruz ardından. Kusurlu kusursuzlukta yalınayak koşuyorum özgürce. Bahşettiğin dizelerden Minnetler dökülüyor . Bir ara yine gel.
Sonunu bile bile oynadım bu oyunu. Bazen kuralları ezip geçmek gerekir insana, bir gönül boşluğu, bir zaman hatası dedikleri. Kuralları rafa kaldırdım, bir süre. Kaybedeceğimi bilerek düştüm yola, ne de olsa bir yolum vardı elbette. Öyle bir oyun ki oynadığım. Hiç utanmadan, ve hatta utanmaktan bile utanmadan. Sonuca gelelim. Elde var geçmediler, çok alıştım sadece.

2 Eylül 2017 Cumartesi

Gözlerimi kapadım sımsıkı, önce öpüşündeki incelik değdi dudaklarıma, sonra ruhumu kokusuyla doldurdum. Dalgaların kıyıya vuruşu gibi hırçın bir o kadar da masumdu öpüşü dudaklarının. Ey sevgili dedi şehrin ışıkları, bulutlar çalarken mor ve pembeye, sıcacık oldu kalbimin derinlikleri. Hoş geldin sevgili, nicedir hücrelerimdeki derin boşluklar bir bir o oldu sonra. Ve ben Onunla dolu yeni bir güne merhaba demek üzere, selamladım bütün gezdiğimiz mavileri.

Ağustos 30, 2017

 yağmur muydu düşen umut muydu bilemedik. Hava deli biz delikanlı, attı kalbimiz bütün güzelliklere mmd