ve gidişler en güzelinden
karanlık boşuklarda dönüyorum bir başıma
bir müzik çalınıyor derken
bulutlar yüklüyor ruhumun acıyan taraflarını
akıtsam gözlerimden
şehirler ıslanır
korkarım
korkarım dudaklara düşmekten
damla damla
dalgalar ruhuma çarpıyor sonra
bir gece yarısı gibi
sabah da oldu olacak derken
sahi
ne ara deli ve taşkın oldular böyle
ruhumu bıraksam denize
hangi kıyılara vurur
hangi sandallarda sabahlar
şöyle uzatıp ayaklarını
keyifle
bilmediğim ülkelerde sensiz
korkarım
bırakmasaydın bu gece
nasıl olurduk gökyüzünde
bulutlar çekilip, yerini alır mıydı güneş
yürekler yangın yeri
kül olmaya az kala
insan olduğumuzdan mütevellit
kalkıyoruz inatla
acıyan yanlarımızı topluyoruz sabah yatağımızdan
sahi
güneş olabildiğine yakarken bedenimi
sendeki göçmen kuşlar gitti mi bir bir
kim bilir hangi yazlara dönerler bensiz
yazık
oysa ben kiraz dallarında
oysa ben sımsıcacık günlere
oysa ben üzüm bağlarında yalınayak
oysa ben çocuk kadın ile elele
ne kadar da istemiştim
çırılçıplak
kulağına
şarkılar fısıldamayı
bir yaz sabaha karşı
denize karşı
dalgaların sert vuruşlarına aldırmadan
olabildiğine ben
olabildiğine kadın yanımla
ve ben seni bir sabaha karşı
değil ki bir, defalarca
yine öpmek istemiştim
en şapşal kadınla
çırılçıplak bedenime
kokunu
tenini sarıyorum
o kadar senim ki
ve şimdi ben bir güz günü sabaha karşı
dalgaların köpüğünde
en tutkulu öpüşmeler için
şarkılar fısıldıyorum
dizelerimde
yazdan kalma anılarla
not: https://www.youtube.com/watch?v=gnVTrT8aWdk dinlerken okunması icap eder.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder